İngilizce Çeviri Yaparken Duygu ve Düşüncenin Doğru Şekilde Aktarımı

Diyalog, bazen zekâ ve duygusal durumlarından bahsetmemekle birlikte, bazen sınıfın, durumun ve karakterlerin eğitiminin korkunç göstergelerine rağmen, nüanslar içerir. Önemli niyetler ve sonoriteler, anlatı ve eserin betimleyici kısımlarında bolca bulunur. Eserin içeriğinde ironi veya hiciv unsurları olabilir, nesrin ritmi (uzun, akan dönemler veya kısa, net ifadeler) ve yazının tonu (konuşma bilgisi, yükseltilmiş diksiyon, terkipler, argo, zerafet, standart kullanım) temel stilistik enstrümanlardır ve çeviri yapılırken bunların düzgün şekilde kullanılması çok önemlidir.

Çeşitli derecelerde, tüm özenli okuyucular bilinçli veya bilinçsizce bu enstrümanların farkında olurlar. Elbette öğrenciler ve edebiyat öğretmenleri, yazdıkları her makalede, verdikleri her derste bu tür derinlemesine bir analiz yapmaya çalışırlar. Öyleyse, mesela İngilizce çeviri yapan bir çevirmenin çabası, endişeli öğrencilerden ve eşit derecede zorla basılmış eğitmenlerinden bahsetmemek yerine, dikkatli bir okuyucunun çabasından nasıl farklıdır? Çevirmenlerin deneyimindeki benzersiz faktör, yalnızca metnin dinleyicileri değil, yazarın sesini akıl kulağında duyan değil, başka bir dilde de duyduğumuzu tekrarlayan ikinci bir metnin konuşmacıları olmalarıdır. Bunu yaparken, çevirmen, metnin orijinal diline saygı ve takdir ile yaklaşırken, kendi edebi geleneğine, kendi kültürel birikimine, kendi sözlüğüne ve sözdizimine sahip olan anadilini en iyi şekilde kullanarak yaptığı çeviri işinin hakkını vermelidir.

Amacımız, ikinci bir dilin yabancı sistemi içerisinde, çevirmekte olduğumuz işin tüm özelliklerini, jargonlarını, tuhaflıklarını ve üslup özelliklerini mümkün olduğunca yeniden yaratmaktır ve bazen bunu analoji kullanarak yaparız; yani, ikinci dilde karşılaştırılabilir olup aynı olmayan özellikler, jargonlar, tuhaflıklar ve üslupsal özellikler bularak ve gerektiğinde İngilizce sözlük kaynaklarına başvurarakçalışmayı başka bir şekilde tekrarlamak -örneğin, edebi yanılsamaya kapılarak ve metni başka bir dilde çoğaltmaya çalışmak, kelimesi kelimesine transkripsiyon modelini izlemek-, çevrilen metin üzerinde çirkin bir değişikliğe yol açacaktır.

Dahası, akılsız, sabit bir çeviri, ciddi bir sözleşme ihlali oluşturacaktır. Dünyada, bu şekilde çerçevelenmiş bir yazını reddetmeyecek, kendine saygı duyan bir yayıncı yoktur. Böyle bir metin kesinlikle kendi çelişik özgünlüğüne sahip olabilse de, aslında kabul edilebilir, okunabilir veya sadık değildir.Walter Benjamin’in “Çevirmenin Görevi” adlı makalesindenbir alıntı yapmak gerekirse: “Nihai özünde, aslına benzetmek için çaba harcanmadığı takdirde, çeviri işi mümkün olmazdı”. Mesela bir eseri Türkçe çeviri yaparak orijinal dilden aktardığınızı düşünün. Bunu yaparken eserin yazılmış olduğu orijinal dilin jargonundan ne kadar uzaklaşırsanız yaptığınız işin kalitesi o kadar düşük olacaktır.

admin Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir